En yeni videolar – Küre TV (89)

 Haliç Köprüsü'nde 10 santimetrelik dev tehlike!
04:31
Haliç köprüsünün orta şeridi Balat girişindeki ayrılma nedeniyle Mecidiyeköy istikametini trafiğe kapatıldı. Haliç Köprüsü ile yolu aynı hizada tutan çelik mekanizmada meydana gelen arıza nedeniyle yol ve köprü arasında yükseklik farkı oluştu. Polis, Haliç Köprüsü orta yolu trafiğe kapatırken, ekiplere haber verildi.
 Rus gençlerin köprü tırmanışı çılgınlığı!
03:00
Rusya'nın Vladivostok şehrinde yapımı halen devam eden asma köprüye tırmanan 3 gencin görüntüleri izleyenleri hayrete düşürdü...
 Şeytan eşler arasına böyle girdi!
04:28
Ve İnsan Aldandı'nın Hasbilik ve Diğerkamlık bölümünde şeytan eşler arasında maddii konularla gidiyor...
 Özel Harekat'tan şok operasyon!
02:05
Konya'da uyuşturucu ticareti yaptığı iddia edilen şüphelilerin evlerine şafak vakti, 200 araçla 500 polis operasyon düzenledi. Özel Hareket polisinin kapıları kırarak içeri girdiği operasyonda kocaları cezaevinde olan çoğunluğu kadın 50'ye yakın şüpheli gözaltına alındı. Konya İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şubesi Narkotik Büro Amirliği şehirde uyuşturucu ticareti yaptığı iddia edilen şüphelileri takibe aldı. 6 ay süren teknik takip sonrası polis bugün şafak vakti operasyon için düğmeye bastı. 200 araçla 500 polis ve Özel Harekat Polisi merkez Karatay İlçesi Yenimahalleyi abluka altına aldı. Gün ağrırken evlere baskını gerçekleştiren Özel Harekat Polisi koç boynuzu ile kapıları kırarak evlere girdi. Bu sırada bazı şüpheliler kaçmaya çalışırken polis tarafından yakalandı. Polis bir önceki operasyonda tutuklanan erkeklerin işlerini devralan eşlerinin de bulunduğu 50'ye yakın şüpheliyi gözaltına aldı.
 James Bond’un ilk fragmanı yayınlandı
01:09
Türkiye, Şangay ve yukarı İskoçya’nın çeşitli yerlerinde çekilen James Bond filmi 'Skayfall', 26 Ekim'de İngiltere'de, 2 Kasım'da Türkiye'de ve 9 Kasım'da da ABD'de gösterime girecek. Daniel Craig, dünyanın gelmiş geçmiş en uzun soluklu film serisinin 23. macerası olan 'Skyfall' ile 007 James Bond olarak bir kez daha karşımızda. Filmde Bond’un M’e karşı sadakati sınanıyor. Çünkü M geçmişiyle yüzleşmeye başlıyor. MI6 saldırıya uğrayınca, kişisel bedeli ne olursa olsun 007’nin tehdidi bulup yok etmesi gerekiyor. Film, 26 Ekim'de İngiltere’de, 2 Kasım'da Türkiye’de ve 9 Kasım'da ise ABD’de gösterime girecek.
 İhsan Dağı - Asker, AK Parti ve Uludere karartması
09:26
Askerin topuk selamı Türk insanını kendinden geçirir. Özellikle eski kuşak 'sağcılar' defalarca darbe yapan, hükümet deviren, başbakan asan asker selam çaktı mı, nihayet iktidar olduklarını sanırlar. Askerin dün neler yaptığını hemen unutmaya hazırdırlar. Ne de olsa, 'asker bizim askerimiz, devlet bizim devletimizdir'. Özlenen gerçekleşmiş, 'asker-millet-devlet kaynaşması' askerin itaati ve sadakatiyle sonuçlanmıştır. Bilmezler ki, aslında o itaat ve sadakat görüntüsü askeri en sıkıştığı dönemde bile 'iktidar ortağı' haline getiriverir. Son zamanlarda şahit olduğumuz gelişmeler böyle bir riskle karşı karşıya olduğumuzu gösteriyor. Askerle hükümetin ilişkisi, askerin sivil denetim altında olduğu bir tabloyu değil, birlikte hareket eden bir 'asker-hükümet bloku' görüntüsü veriyor. Sorun elbette 'uyum' değil, asker ve hükümetin bir 'iktidar bloku' gibi davranması. Böyle bir ilişki biçiminde taraflar birbirini korur ve kollar, ama asker üzerindeki 'sivil denetim' gerçekleşemez. Uludere olayının soruşturulmasında altı aydan bu yana bir sonuca ulaşılamamasının nedeni, asker ve iktidar arasında kurulan 'iktidar bloku'. 'Blok'un tarafları, iktidar paydaşlarını zorda bırakacak hamleler yapmaktan, açıklamalarda bulunmaktan kaçınıyorlar. Bu, sivillerin asker üzerindeki denetimini işlevsiz kılmakla kalmaz, sivilleri iktidar paydaşı olan askerin elinde 'rehin' konumuna da düşürür. Yukarıda 'risk' dediğim şey budur... Uludere olayının normal şartlarda şimdiye kadar aydınlatılması gerekirdi eğer böylesi karmaşık ilişkiler olmasaydı. İnsanlar uçaklarla bombalanmış, ölenlerin sivil köylüler olduğu belli, görüntüler çekilmiş... Geriye, eldeki bilgilerin kim tarafından analiz edildiği ve bu analizlerden hareketle operasyon emrini kimin verdiğini tespit etmek kalıyor. Bunlar da eğer 'rutin' içinde cereyan etmişse bilinemeyecek şeyler değil. Zor mu bunlar? Değil elbette. Peki neden yapılmıyor? Yapılamıyor? Çünkü yapısal, geçişken bir ilişki var bu işlerden sorumlu olan kurumlar arasında. Uludere olayının önemi bu 'ilişkiyi' çözmekte yatıyor. Ama daha derinlerde olan asıl önemli mesele, demokratik bir hukuk devletinde kamu otoritelerinin 'şeffaf, hesap verebilir' olması. Hele masum yurttaşların hayatı söz konusuysa. Daha bir, iki sene önce askerdeki ölümler konusunda ordunun şeffaf olmadığından yakınıyorduk. Bir askerin kendi komutanı tarafından ceza olsun diye eline tutuşturduğu el bombasının patlaması sonucu öldüğünün sonradan anlaşılması nasıl bir infial yaratmıştı? Bütün demokratlar, muhafazakarlar ordunun 'şeffaf' olması gerektiğini dile getirmişti. Şimdi neden sessiziz? Öldürülenler köylü olduğu için mi? Kaçakçı oldukları, yoksa Kürt oldukları için mi? İkiyüzlülük ve çifte standart bize sadece utanç verir... 'Genelkurmay'ımıza güvenelim' diyorlar. Peki ama nasıl? Şeffaf olmayan, hesap vermeyen, hatalarını itiraf edip hata yapanları cezalandırmayan bir yapıya nasıl güveneceğiz? Birilerinin size itaat etmesi, selam durması onları hatadan, yanlıştan, cezadan, yaptırımdan münezzeh yapmaz ki! Birileri güç dengelerine bakarak, üstelik iktidarın paydaşı olarak 'itaat' etmeyi tercih edebilir. Onlar biliyorlar ki itaat ettikleri sürece korunacaklar. Ayrıca daha ileri gitmeye de hazırlar. Dün iktidarla uğraşanlar, bugün Kemalist muhalefete karşı bildiri yayınlıyorlar. Aşkolsun valla, bravo!... Bu 'jest'e bakıp orduya biraz daha sahip çıkmak isteyenler olabilir. Olsun, biz biliyoruz ki sivil denetim altındaki bir ordu, denetimi altındaki sivillerin rakiplerine kafa tutan bir ordu demek değildir. Sivil denetim, sevmediklerinize, beğenmediklerinize, fikirlerine katılmadıklarınıza 'ordumuzu' kullanarak ayar vermek de değildir. Yıllardır 'iktidarın kurdu' haline gelen ordumuz müthiş hamleler yapıyor; 28 Şubat'ta kaybettiği 'dindar, muhafazakar sağ' kitleleri yeniden kazanmaya çalışıyor. Bunu bir yandan AK Parti hükümetinin yanında durarak, bir yandan da Kemalistlere hafiften sopa göstererek yapıyor. Kırdığı gönülleri kazanıyor, hükümetin koruyucu kanatları altına giriyor. Ama iktidarı da bırakmıyor asker... 28 Şubat'ta 'post-modern' darbeyle ele almışlardı iktidarı, şimdilerde 'post-Kemalist' yöntemlerle tutunmaya çalışıyorlar iktidara. Uludere sessizliği bunu başardıklarını da gösteriyor. Sahi, 'en büyük asker', kimin askeri? Kemalistlerin mi, AK Parti'nin mi?
 Bülent Korucu - Anayasanın dili
09:26
Parlamento'daki uzlaşma komisyonu, talep ve teklifleri toplama sürecini bitirerek anayasanın yazım aşamasına geldi. Seçim öncesi verilen sözler ve halkın mukabelesi siyasileri bağlıyor. Bu aşamadan sonra atılacak geri adımların faturası ağır olacağından kimse üstlenmek istemiyor. Partiler masadan en son kendilerinin kalkacağını beyan ederken, masanın sallantıda olduğunu da ifade ediyor. AK Parti değişimi tek başına yapabilecek sandalye sayısına ulaşamadığı için aksi durumun vebalini tek başına yüklenmek zorunda kalmayacak. Ancak yine de yüzde 50 reyin hatırı sayılır oranda anayasa motivasyonu ile verildiği ortada. İki dönem tek başına yönetmiş partinin yıpranması ve oy oranının düşmesi beklenirdi. Ayrıca rakipsiz girdiği seçimin taraftarlarında rehavete yol açması kaçınılmazdı. İki negatif etkene rağmen oy oranının üç puan artması ve yüzde 50 sınırına dayanması ancak anayasa ile izah edilebilir. Yeni anayasada yaşanacak muhtemel aksaklıklar en fazla iktidar partisini zor durumda bırakacak. İkinci bir partiden destek alma mecburiyeti ise elini rahatlatan unsur. Muhalefet partileri de yeni anayasa için kendilerini bağladı; onların cayması da kolay olmayacak. Kısacası her şeye rağmen yeni anayasaya en yakın günleri yaşıyoruz. Anayasayı, devletin yeniden kurgulanmasından ibaret görmek doğru değil. Elbette devlet cihazının yeni şartlar ve ihtiyaçlara göre revize edilmesi söz konusu. Fakat asıl önemlisi siyasetin ve toplumun dilinin değişecek olması. Yeni bir dil üretmek zorundayız. Anayasa yeni dille yazılacağı gibi, hayata o dilin hâkim olmasını da sağlayacak. Kısır döngülerimizin yerine salih bir döngü kuracağız. Yeni dilli anayasa hayatın ve toplumun dilini değiştirecek. Mesela hak vermek ya da almak yerine hakkın tanınması ve yürürlüğe konulması gibi ifadeleri tercih etmeliyiz. Kendini hak dağıtmaya salahiyetli görmek de onu söke söke alma psikolojisi de sorunlu. Sosyal barışı ve çağın gereği siyasi yapıyı bu dille kurabiliriz. Tartışırken herkes sadece kendi ölüsüne ağlamasa. Aleviler Sünnilerin sıkıntılarına da tercüman olabilse, tersiyle birlikte tabii ki... Kürtlerin haklarını Türkler savunsa vs. vs. Aksi halde anayasa ilk günden yeni kamplaşma ve çatışmaların zemini haline gelir. Yarım kalmış hesaplar ve rövanş arayışları sürer gider. Uzlaşma komisyonu bugüne kadar imtihanı başarıyla geçti. Umalım asıl sınavın başladığı yazım aşamasında aynı olgunluk sergilenir. Biz anayasayı değiştirebilme ihtimalimizi sevdik aslında. Anayasa bir sihirli değnek ve bir anda bütün olumsuzlukları bitirecek değil. Hiçbir şey anında değişmeyecek ama her şeyi değiştirme ihtimali ve imkânı belirecek. Değişimin kapısını açacak anahtarı verecek. Siyaset ağırdan alacak, bürokrasi direnecek ama olsun biz değiştirebileceğimizi, asıl patron olduğumuzu kayıtlara geçireceğiz. Bu aslında bir tahliye davası; mülkümüzün üzerine konmaya çalışan, yükümlülüklerini yerine getirmeyen ve sık sık beline silah takarak kapımıza dayanan kiracıyı çıkarmaya çalışıyoruz. Devlet cihazını eline geçirip halkın karşısına dikilen arsız kiracıyı, bürokratik oligarşiyi çıkarıp yeni bir mukavele yapma peşindeyiz. 60 yıllık demokrasi tecrübemizde biz, darı olmadığımızı anladık. Şimdi bürokrasiye bunu anlatmanın zamanı. Onlar hâlâ bizi darı kendilerini tavuk sanıyor. Yeni anayasa hiçbir işe yaramasa psikolojik rehabilitasyon sağlayacak. 12 Eylül referandumundaki değişim de tam bu işe yaradı. Yoksa 22 madde ve henüz çıkmamış intibak yasalarıyla devlette çok şey değişmedi.
 'Oğlum bak git' dedi ama...
00:51
Temizlik görevlisi ile sözlü tartışmaya girişen çocuk bakın neyle karşılaştı.
 İşte bugünün gazete manşetleri (22 Mayıs)
11:26
22 Mayıs 2012 Salı gününün gazete manşetleri ve birinci sayfa detayları.
 Akıl Defteri - Başörtüsü sorunu gerçekten çözüldü mü?
01:24
Türkiye neden askeri harcamaları denetleyemiyor? Türkiye AB sürecini canlandıracak mı? Türkiye gerçekten başörtüsü sorununu çözdü mü? Türkiye yapısal reformları nasıl hızlandıracak? Uludere olayı nasıl aydınlanacak? Gündeme dair gelişmeler Akıl Defteri'nde değerlendiriliyor...
 Ve İnsan Aldandı - Hasbilik ve Diğergamlık
01:27
Ve İnsan Aldandı’nın 39. bölümünde: Mehmet, kimsesiz ve zorluklar içinde büyümüş, tüm mahallenin sevgisini kazanmış iyi bir polistir. Aynı mahallede oturan Esra ile evlilik hazırlıkları yaparken, Esra’nın annesinin isteklerinin bitmemesi Mehmet’i iyice zora sokar. İş annesinin Esra’yı kendisine vermemesine kadar gelince, Mehmet mecburen tüm şartlara boyun eğer. Ancak asıl sorunlar evlilikten sonra başlar. Gittikçe artan borç yükü Mehmet’in belini bükerken, Esra’yla da aralarının açılmasına neden olur. Borç batağına saplanan Mehmet, evliliğinden ve görevinden taviz verecek mi?
 Regaib Kandili Özel Programı (FRAGMAN)
00:36
2012 Regaib Kandili özel programı, 24 Mayıs Perşembe günü 21:00'da Sultan Ahmet Camii'nden canlı yayınla Samanyolu TV'de...
 '3 Aylar' nasıl değerlendirilmeli?
02:17
Rahmet, mağfiret ve dua ufku üzerimizde tülleniyor... İlahi feyizlerin kat kat fazla verildiği, Rahmeti Sonsuz'un, af arayan kullarına ecirler yağdırdığı üç aylar Salı günü başlıyor. Müminler bu kutlu zaman diliminde af ve mağfirete ulaşabilmek için adeta yarışacaklar. Camii camii, mescit mescit dolaşılıp Sohbet-i Canan aranacak. Üç aylarda özellikle Kur'an-ı Kerim'i okumayı artırmak önemli. Nafile oruç ve ibadetlerle de Allah'ın rızasına yaklaşma hedeflenmeli. İslam aleminin muhtaç olduğu rahmet mevsimi önümüzdeki perşembe akşamı Regaip Kandili ile taçlanacak. Recep ayının 27inci gecesi yani 16 Haziran gecesi Mirac Kandili, Şaban ayının 15inci gecesi yani 4 Temmuz gecesi ise Berat kandili idrak edilecek.
 Vitesse - Waalwijk maçı golleri ve özeti (2-1)
03:07
Hollanda Ligi'nde, Avrupa Ligi'ne katılma Play-Off maçında Vitesse, Waalwijk'ı mağlup ederek son bileti aldı...
 St. Etienne - Bordeaux maçı golleri ve özeti (2-3)
01:41
Fransa Lig 1'de St. Etienne ile Bordeaux karşı karşıya geldi...
 Auxerre - Montpellier maçı golleri ve özeti (1-2)
01:44
Fransa Ligue 1'in son haftasında Auxerre'i geçen Montpellier, tarihinde ilk kez şampiyon oldu...
 Davut Dişli: 'Provakatörler tribünlere sızmış'
01:40
"Cemaat Fenerbahçe'yi ele geçirmek istiyor" paranoyası, Spor Zamanı'nda masaya yatırldı. Fenerbahçe Kongre Üyesi ve Spor Zamanı yorumcusu Davut Dişli konuyla ilgili çarpıcı açıklamalara imza attı...
 12 yaşındaki kız şoför!
01:19
Yanında babasıyla direksiyon başında seyrederken, bir yandan da kameralara bakan kız çocuğu yoluna devam etti. Basın mensuplarının ısrarlı sorularından sonra çocuğun babası otomobili durdurdu ve basın mensuplarının yanına geldi. Yapılan şeyin yanlış olduğunu söyleyen babanın, muhabirlerin sorularına verdiği cevaplar şaşırtıcıydı. Muhabirin sorularına cevap vermeye çalışan baba, özür diledi. Babaya basın mensuplarının, "Siz direksiyona geçin" dediğinde ise baba ilginç bir gerekçe gösterdi.
 Sınır ihlal eden İsrail jetleri neden vurulmadı?
02:35
İsrail Savaş uçakları Türk hava sahasını ihlal ettiği halde hiç bir şey yapılmadı. İddianın kaynağı Dailymotion adlı internet sitesine düşen bir ses kaydı. Tarih 19 Ocak 2012. Yer Hatay. Saat 23.50 sıraları. İddiaya göre İsrail jetleri bir saati aşkın Türkiye sınırları içinde cirit attı. Ama Diyarbakır 182. filo tarafından müdahale edilmedi. İsrail jetleri radarlar tarafından tespit edildi. İddiaya göre durum 2. Hava Kuvveti Komutanı Korgeneral M. Veysi Ağar ile 2. Hava Kuvveti BHHM Amiri Kurmay Albay Ahmet Kazdal'a haber verildi. "Vur emri" beklendi. Yavuz radarı bir ara İsrail uçaklarının Türk jetlerine kilitlendiğini yani vurmaya hazırlandığını bildirip füze atmak için hazır olduğunu söyledi. İddiaya göre Kurmay Albay Ahmet Kazdal radar ve pilot arasındaki bu telsiz konuşmasını dinledi. Ama jetlerimiz kendi topraklarımızda İsrail savaş uçaklarına av olmasına rağmen reaksiyon göstermedi. Yine 2. Hava Kuvveti Komutanı Korgeneral Ağar'ın da sessiz kaldığı öne sürülüyor. Skandal Veysi Ağar ve Ahmet Kazdal'la ilgili ilk vahim iddia değil. Korgeneral Ağar ve Albay Kazdal daha önce de yine Hatay Kurtnasırtepe Radarı'na yakalanan İsrail'in casus uçaklarını görmezden gelmekle suçlanmıştı.
 M. Fethullah Gülen Vaazları - 18 Temmuz 1980 (2)
51:23
Muhterem Fethullah Gülen Hocaefendi'nin 18 temmuz 1980'de Bornova/İzmir'de vermiş olduğu 'Ahlak Mülahazaları' vaazını dinlemektesiniz...